|
ELVEDA BAYBURT'UM
Hüzünlü bir Eylül,mevsim sonbahar,
Sıladan gurbete yolculuğum var,
Çökmüş yüreğime dağ gibi efkar.
Şu yüce dağlara sığmaz ki derdim,
Elveda Bayburt'um,elveda yurdum.
Artık Çoruh'unda yüzmeyeceğim,
Şehit Osman'ında gezmeyeceğim,
Nasıl dayanacak bilmem yüreğim,
Resmine bakıp da öylece durdum,
Elveda Bayburt'um,elveda yurdum.
Bir meçhul yoldur ki,sonu gurbet el,
İnsanlar yaprakmış,hayat ise yel,
Unutma yurdunu,arasıra gel,
Bu elim hicranı kadere yordum,
Elveda Bayburt'um,elveda yurdum.
BAYBURT'2000
(Bayburt'tan göç ederken aynı gün yazdığım bir şiirdi.) |
UNUTAMADIM
Gönlüm hayli hırçın, çocuk gibidir,
Her yolu denedim, avutamadım.
Bilmem ki nasıl bir zevk sahibidir,
Tatlı ninnilerle uyutamadım.
Bana uymayınca ben ona uydum,
Sonunda olmadık sözleri duydum,
Acıyla yoğruldum çileye doydum,
Yine de gönlüme kin tutamadım.
Tuz ektim, köz bastım, gönül yarama,
Sünger çekemedim, tek hatırama,
Ondan gayrı nice, güzel var ama
Vefasız birini unutamadım.
1996 |
BAYBURT
Bayburt’umun alnında Şehit Osman yatıyor,
Vatan uğruna ya rab, ne güneşler batıyor.
Dedem Korkut’tan aldım, ilham ile öğüdü,
Kop dağında tanıdı, Moskof bizim yiğidi.
Celali, Zihni gibi ahvaline ağladım,
Vurdum başım taşlara, Çoruh oldum çağladım.
İrşadı Baba gibi vardım hak divanına,
Genç Osman vatan için nasıl kıydı canına!
Tarih kokar toprağın, özleniyor her taşın,
Mazin öyle derin ki belki binlerce yaşın.
Yıkılmaz kalesin sen ey serhatların şehri,
Yiğitlik destanını okuyor Çoruh nehri.
BURSA-2007
|
|
| |
BAYBURT'UM
Daracık vadide kurulmuş şehir,
Ortadan ikiye ayırmış nehir,
Hangi devirleri gördü kim bilir...
Sırrını çözmeye çok kafa yordum,
Tarihin ciltlere sığmaz Bayburt'um.
Hicranı, Celali, Ağlar Baban var,
Başucunda yatan Şehit Osman var,
Bayburtlu Zihni'ye ait şu mezar.
Maziye dalarak hayaller kurdum,
Destanlar diyarı Gazi Bayburt'um.
Tarihin destandır,halkın kahraman,
Kop dağında vurdun Moskof'u yaman,
Devleri devirir sendeki iman.
Daha nice asker bekliyor ordum,
Genç Osman nesli,yiğit Bayburt'um.
Köylerin incidir,merkezin elmas,
Ata yadigarı,emsalsiz miras,
Misafirperverlik Bayburtluya has.
İçli kete yedim,başak savurdum,
Şirin bir köyünde güzel Bayburt'um.
Yazın çiçeklerin kışınsa karın,
Dillere destandır yontma taşların,
Yanık türkülerin hele de barın.
Halaylar çekince döküldü kurdum,
Davul zurnasıyla meşhur Bayburt'um.
Yemeklerin başka, lavaşın özel,
Geleneğin eşsiz,adetin güzel,
Sana türkü olsun yazdığım gazel.
Çoruh bestelesin sen söyle yurdum,
Onu gurbet ele salma Bayburt'um.
Abdulvahap Gazi bakar tepeden,
Unutma Bayburtlu O senin deden,
Soğanlı yükselir hayli öteden.
Cemaline bakıp öylece durdum,
Seyrine doyulmaz inan Bayburt'um.
Sinende buluşmuş,dağ ile ova,
Pırıl pırıl güneş,tertemiz hava,
Kesme çorba,mantı,galacoş,tava...
Gözümü, gönlümü sende doyurdum,
Sevdiğim, herşeyim, canım Bayburt’um.
BAYBURT’1994
|
BAYBURTLU
Örfe, geleneğe bağlı bir yöre,
Asla benliğinden,caymaz Bayburtlu.
Farklıysa adetin,bilmezsen töre,
Herkesi hemşeri,saymaz Bayburtlu.
Bayburt vilayeti,pek genç yaşında,
Altmış dokuz yazar,her bir taşında,
Hikaye dinlerken,tandır başında,
Top patlasa bile,duymaz Bayburtlu.
Birkaç yemeğini söyleyim sana,
Erişte,galacoş,eşki lahana,
Yahniden,kuymaktan,doldur sahana,
Öyle bir tabakla,doymaz Bayburtlu.
Gada,bibi,emi,ilginç şivesi,
Cameş,katırı var,yoksa devesi,
Bin kişi gelse de,sönmez hevesi,
Misafir etmeden,koymaz Bayburtlu.
Ramazan ayında,meşhur on beşi,
Yazın çayırlarda,boğa güreşi,
Yetmiş beşlik nene,çevirir teşi,
Yünlülerden başka,giymez Bayburtlu.
Yüzük kimde söyle,yersin şamarı,
Daha bilmem nice var oyunları,
Buzun üstünde de,oynasa barı,
Şaşırır kalırsın,kaymaz Bayburtlu.
Toprakla yoğrulan,buğday unuyuz,
Güzel yöremizin,tam tutkunuyuz,
Yiğit Genç Osman'ın öz torunuyuz,
Sanmayın canına,kıymaz Bayburtlu.
BAYBURT' 1995 |
|
|