BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR. Timur GÜZEL

Padişahlık isteyenler partisi

Ülkemizde padişahlık isteyenlerin de parti kurabilecekleri bir demokrasi oluşsun desek ne dersiniz?
     Ya da böyle bir istemde bulunan için ne söylenir.
     Kimse yanlış anlamasın!
     Ne padişahlık isterim, ne de Atatürk´ün kurduğu Cumhuriyetin temel değerlerinden uzaklaşılmasını...
     Ancak!
     O temel değerler nedir?
     Atatürk´ün söz ve eylemlerinde ortaya çıkanlar mı? Yoksa Recep Peker ve onun gibi düşünenlerin tanımları ve tavırları mı?
     İşte bütün mesele bu...
     Ve işte ikisi arasındaki temel ayrım.
     Milli Mücadele´nin başından Atatürk´ün ölümüne kadar Özel Kalem Müdürü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak´ın hatıralarında bakın neler var...
     Yapı kredi Bankası 50. yıl yayını (Sahife 57):
     "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri rahmetli Recep Peker, Avrupa´da bilhassa İtalya ve Almanya´da o zaman epeyce dedikodulara sebep olan uzun ve masraflı bir tetkik seyahati yapmıştı; dönüşünde, yakında toplanacak olan parti kurultayına -ki bu Atatürk´ün hayatında toplanan son kurultaydır- arzedilmek üzere yeni bir nizamname ile çok uzun, çok teferruatlı bir program hazırlamıştı. Bunlar; partinin genel başkan vekili -fiili başkan ve Başbakan- İsmet İnönü tarafından da kabul ve imza edilerek partinin Genel Başkanı Atatürk´e takdim edilmek üzere bana tevdi olunmuştu.
     Bir akşamüstü elime geçen bu evrakı, acele ile biraz karıştırdıktan sonra Atatürk´e götürdüm; kısaca neye dair olduklarını, bana bizzat Başbakan tarafından verildiğini arzettim; misafirleriyle beraber sofraya oturmak üzereydi:
´Kütüphanede masamın üstüne bırak sonra okurum´ buyurdu, emrini yerine getirerek Köşk´ten ayrıldım.
     Ertesi sabah her günkü gibi, hizmetinde bulunanlara telefonla kalkıp kalkmadığını sordum; hiç yatamadığını, sofradan erken ayrılıp kütüphanede sabaha kadar meşgul olduğunu, o anda banyoda bulunduğunu söylediler.
     Derhal giyinip Köşk´e gittim, yatak odasında idi; banyodan yeni çıkmış, sırtında bornoz, günlük gazeteleri gözden geçiriyordu. Üzerinde ilk bakışta sezilen bir sinirlilik hali vardı; beni görünce azarlar gibi sordu:

     ´Bu zorbalar kimlerdir, onları kim seçecektir?´
     Şaşırmıştım, kekeledim:
     ´Hangi zorbalar Paşam?´
     Daha sert ve yüksek bir sesle:
     ´Efendim; sen dün akşam bana getirdiğin kağıtları okumadın mı?´
     ´Biraz okumuştum Paşam.´
     ´Ha; işte orada bahsedilen, bütün kuvvetleri nefsinde toplayıp tek partiyi, tabii dolayısıyla devleti ve memleketi kendi başlarına idare edecek olan Yüksek Meclis´in azasını... Diyorum; onları kim seçecek; bu zorbalar heyeti, kuvvet ve selahiyetlerini kimden nasıl alacak?.. Hayret, hayreti uzma (Böyle vaziyetlerde daima kullandığı kelimelerden...) Bu ne sakat düşüncedir, bu nasıl zihniyettir? Görülüyor ki varmak istediğimiz hedef, henüz, en yakın arkadaşlar tarafından bile zerre kadar anlaşılmış değildir. Çocuk; biz öyle bir idare, öyle bir rejim istiyoruz ki; bu memlekette bir gün -eğer dünyada hükümdarlık aleyhinde gittikçe artan kuvvetli cereyan muvacehesinde kalanlar varsa- padişahlığa taraftar olanlar dahi bir fırka kurabilsinler´..."
N. Kemal Zeybek


Copyright (c) 2008 Bayburt69.com Alle Rechte vorbehalten TÜM HAKLARI SAKLIDIR. İletişim Adresi: E-Mail: info@bayburt69.com MSN: bayburtsitesi@hotmail.com