BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR. Timur GÜZEL

Ana Sayfa Bayburt İlçeler Haberler Sanatçılarımız B69 Group Yorumlar İslamiyet İletişim




 

İSLAMA GÖRE CİNSEL HAYAT.

Çıplak Erkek Resminin Sakıncası Var mı? Çıplak resimleri sadece kadın resmi diye sınırlamamak lazımdır. Çıplak resimler kadının olursa günah, erkeğin olursa mahzursuz diye bir şey yoktur. avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlık ve günahlık en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır. Böyle olan resimlere bakmaya gelince, bunun, canlısına bakmak kadar ağır günah olmadığı da açıktır. Ancak bunu, berikinin hafif olduğunu anlatmak için değil, aralarında fark olduğunu anlatmak için söylüyoruz. Cinsel İlişkide Mekruh Olanlar

Kıbleye ayak dönmek.
Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak olarak cinsel ilişkide bulunmak.
Tam ilişki  hâlindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek Konuşma ve fısıldamalar, başlangıç sırasında olmalıdır
Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmak.  İhtiyaç hâlinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir.
Kamerî ayların ilk, orta ve son gecelerinde cimâ etmemelidir!
Eşler arasında geçen cinsî ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır.


Cinsel İlişkide Müstehab Olanlar  ·  Eûzü-Besmele’yle başlamalıdır. ·  Niyet  zinâdan korunmak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır. ·  Başlamadan önce, kadınla kâfi miktâr oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. ·  Acele etmemeli, kadının da tatmin olması beklenilmeli ·  İlişki  bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalıdır. ·  Tekrar ilişkide bulunmak veya uyumak için, hemen avret yerlerini yıkamalıdır. ·  Ayrıca abdest almak veya gusletmek lâzım değilse de iyi olur. ·  Cinsel ilişkiden sonra hiç biri yapılamazsa hiç olmazsa yatak avuç içi ile silinmelidir ki…. ·  Pazartesi ve cuma geceleri olması iyidir. Diğer geceler de câizdir. ·    Cinsi Sapıklığın Cezası Nedir?Cinsî sapıkların bazıları erkekle ilişki kuruyor, bazıları da hayvanla.Erkeğin erkekle, yahut hayvanla ilişki kurmasının İslâm hukukundaki cezası nedir?Erkeğin erkekle cinsî ilişki kurması günahların büyüğü, hataların azîmidir. Böyle kimselerin bedenleri mikrop yuvası haline gelir, nefret ve tiksinti lâşeleri durumuna düşerler.İslâm hukukunda livatanın cezası, bazı yerde idamdır, bazı yerde zina cezası gibidir. Bazı durumlarda da hâkimin takdir edeceği tazir cezası verilir. Tazir cezası, dâvâyı gören hâkimin takdirine göre çoğalır, azalır. Pisliğin mahiyetine göre cezanın derecesi de farklılık arzeder.Hayvanla ilişki de kesinlikle haramdır.
İmamların ittifakıyla böyle bir sapığa verilecek ceza, yine hâkimin takdirine göre azalıp çoğalan tazir cezasıdır. İmam-ı Şafiî Hazretleri bunun günahlığının şiddetine bakarak zina gibi ceza görmesi gerektiğini de ifade etmiştir.Sapığın musallat olduğu hayvan eti yenen cinstense, etine bir haramlık gelmez. Ancak ibret olsun için hayvan kesilip mütecavizin tarlasına, yahut bir mer’aya gömülürse hikmetine uygun olur.Şurası bir gerçektir ki, azgın nefsine uyup da böyle büyük günah ve hatalara mâruz kalan kimseler için herşey bitmiş, tevbe kapısı kapanmış değildir. Yapacakları samimi tevbe, istiğfar, dökecekleri sürekli gözyaşı, duyacakları derin pişmanlık Allah’ın afvına vesile olabilir. Yeter ki, tevbelerinde samimi olsunlar, hatalarını tekrar etmeme azminde ihlâslı ve imanlı bulunsunlar. Allah şirkten başka bütün günahları afveder. Şayet afve lâyık olacak kadar samimi pişmanlık duyarlarsa  YASAK MEYVECenab-ı Hak Âdem’e cennette büyük bir hürriyet vermekle beraber, ona yine bir sınır tayin etmiş ve ona yaklaştıkları takdirde zalimler zümresine gireceklerini de bildirmiştir. Bu, şunu ortaya çıkarır ki, insanlıkla ilgili hilafet mutlak değildir. Ve bunun özel bir sınırı vardır ki, tecavüzü zulümdür. O sınırı tayin eden ağaçne idi? Doğrusu bunu Allah Teâlâ Kur’ân’da bize ismiyle bildirmemiştir ve ancak bunun cennette belli ağaç olduğunu, Âdem’in kurtuluş ve saadetinin bozulmasına sebep olmak özelliği  bulunduğunu anlatmıştır. Demek, fazlasını bilmemizde Allah katında bir fayda yoktur. Ve şimdilik mümkün değildir ve kritikçi tefsircilerin seçeneği budur. Bununla beraber;

Buğday veya üzüm veya incir olduğu hakkında bazı rivayetler de vardır.
Tevrat ehli,  buğday demişler.
Vehb b. Yemâmî’: “Fakat öyle bir cennet buğdayı ki, tanesi sığır yüreği gibi, kaymaktan lezzetli, baldan tatlı”
İbnü Abbas : “Dünyada evladına rızık kılınan başaktır.” tabiri dahi naklediliyor.
İbnü Mesut’dan asma, üzüm ağacı
Bazılarından incir tabiri vârid olmuştur.
Bu meyanda şu tabir de vardır: “Bu öyle bir ağaçtır ki, melekler ölümsüzlüğe ermek için bununla kaşınırlar.”
Bunların bir temsilî mânâyı ifade ettikleri de açıktır.
Hıristiyanlardan rivayet edilen telakkiye göre, bunun kadınla erkek arasındaki cinsî yaklaşmadan kinaye olduğudur. Hıristiyanlıktaki ruhbaniyet (yani evlenmemek), evlenmemeyi ibadet ve sevap itikat etmek önermesinin bu telakkî ile ilgili bulunduğu da sanılır. Fakat Kur’ân’ın metni buna müsait (uygun) görünmüyor. O zaman mânâsız kalır. “birbirinize yaklaşmayınız” demek, hem yeterli ve hem açık olurdu. Bu şekilde Âdem’in ilk evlenmesi gayr-i meşru (dine uymayan) olması gerekiyor.
Şüphesiz bizce daha uygun olan bu konuda durmakdır. Biz o ağacı tayin edemeyiz. Ancak şu kadar düşünebiliriz ki, ondan yemek, vekilliği unutmak ve asalet davasına kalkışmak duygusunu verir. Bu da insanın aslî yaratılışından değil, şeytanın telkininden başlar. Bu buğday ise, delice buğdaydır. Bir üzüm ise, şarap üzümüdür. Bir incir ise, kurtlu incirdir. Ve her halde bir hamri (sarhoş ediciliği) vardır. Ve o hamr aklı alır ve Allah’ı unutturur. Cennete bu, yenilmek için değil, sınırlama ve kulluk için konulmuştur. Bununla beraber biz: “Dünya sevgisi, her hatanın başıdır” hadis-i şerifinde bu yasak ağacı tayin eden bir delalet buluyoruz. Demek Âdem o zaman dünya sınırına yaklaşmamak emri almış ve Âdem bundan, yaratılışının gereği olarak yememiştir.KAYNAK:  Elmalı Tefsiri, Bakara Suresi, 35 Göz Zinası Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini) göstermesinler. Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini  yakalarının üstüne koysunlar…”
(Nur Suresi : 30)Yukarıdaki  ayetler erkek olsun kadın olsun bütün müslümanlara  zinanın haram kılındığını bildirmektedir. Ayrıca, yine hem erkek hem kadınlara, kendilerini zinaya götürecek davranışlardan  sakınmaları emredilmektedir. Yine bu ayetlerden insanı zinaya sürükleyen en önmeli şeyin şehvetle namahreme  bakmak olduğu öğrenilmektedir. Bu nedenle Allah Teâla, erkek kadın bütün müminlere gözlerini haramdan sakınmalarını, yani  namahreme bakmamalarını emir ve tavsiye buyurmuştur.Bakış zinanın başlangıcıdır. Bunun için gözü korumak mühimdir, “Bakıştan ne olur” diyerek bu konuda aldırmazlık gösterenler sonunda büyük felaketlerle karşılaşırlar. Kasdi olmayan ilk bakıştan, kişi sorumlu tutulmamıştır. Fakat tekrar tekrar bakmak yasaklanmıştır.Bu konuda Hz.Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Birinci  bakış, sana ama ikincisi aleyhinedir.”Yabancı erkek ve kadınların birbirine göz kırpmaları, kadının  gözlerini  süzmesi, gözlerin zinasıdır.Şurası unutulmamalıdır ki; şehvetle bakışın “zina” olarak ifadesi hakiki manada cinsi temasla meydana  gelen zina olmayıp, belki zinaya götüren en önemli sebeplerden  biri olduğunun anlatılması sebebine bağlıdır. Bunun için  “göz ve dil zinası” olarak bildirilen durumların “hakiki zina” ile bir tutulması mümkün değildir.Bir göz ki, anın olmaya ibret nazarında
Ol sahibinin düşmanıdır baş üzerindeKaynak:
1) Şamil İslam Ansiklopedisi
2) İslamda Kadın ve Aile, Mehmet Emre Gerdek GecesiEvlenmiş karı ve kocanın ilk defa bir araya geldikleri gece. Bu buluşmanın özelliği, kadın ve erkek için daha önce bilinmesi mümkün olmayan  maddi ve manevi mahremiyetin ortadan kalkmasıdır. çünkü o geceden önce, ayrı dünyalarda yaşayan iki insan, birbirlerine yaklaşarak, aynı hayatı paylaşma durumuna gelmişlerdir. Bunun da ötesinde, aile olarak belirli hak ve görevleri “fiilen yaşama” olayını başlatmışlardır.Gerdek gecesini, sadece cinsi  yönden iki farklı cinsin birbirlerini tanıması olarak görmemesi gerekir. bu beraberlik aynı zamanda, manevi ve hissi bir bütünleşmeninde başlangıcı olmaktadır. Olgunluk seviyesine gelen iki gencin, onmdan sonraki hayatlarıbelirli bir ölçü ve plan dahilinde sürecektir. Bu bakımdan gerdek gecesi; son derece ciddi ve ağır sorumluluklarla dolu bir hayatın başlangıç anıdır. Tek kelime ile bir planlama kararının verileceği zamandır. İki çift paylaşacakları hayatta birbirleri için düşündüklerini açıkça anlatacak ve karşılıklı olarak yekdiğerinden beklediği tavır ve davranıştan konuşacaklardır.Gerdek, İslami bir olaydır. Çünkü  gerdek olayında gözümüze çarpan  olağanüstü durum, kadın ve erkeğin meşru ölçüler içersinde bir araya gelmesi ve evlilik gibi büyük bir hadisenin düşünülüp, tartışılarak gerçekleştirilmesidir.Gerdek olayında, birbirlerini uzaktan tanıyan iki çiftin yakın bir temas ile ve ciddi bir ortamda karşısındakini ölçülü bir şekilde değerlendirmesi sözkonusudur. Çünkü  evlilik ile yeni bir hayata başlangıçta, karşıdaki insan bütün özellikleri ile tanınmak durumundadır. İslami mahremiyetin olmadığı durumlarda ve günümüz gibi kadın-erkeğin birbiriyle ölçüsüz ve ve gayri ciddi bir araya gelmesi hali, gerdek olayına gerek duyurmamaktadır. Çünkü olayda ne bir mahremiyet, ne de geleceğe dönük ciddi bir hesap bulunmaktadır. Taraflar; ya kendilerini bekleyecek akibetlerden habersizdirler veya biraraya  gelişlerinde sadece “cinsel tatmin” ağır basmaktadır.Dolayısıyle bazan bu tür gayri  meşru ilişkilerde “evlilik” gibi bir müesseseye  bile ihtiyaç duymayan  insanlar görülmektedir. Tabi ki  bu tür ilişkilerin sonu, büyük acılar ve felaketlerle bitmektedir.İslam’daki evlilik, cinsi  duyguların dini bir program çerçevesinde ve beşeri aşkın en temiz özellikleri ile biçim kazanmasıdır. Elbette ki bu temiz ve saf beraberlik, gerdek gecesi gibi başkalarının malumu olmayan ruhi  ve bedeni  birlikteliğe ihtiyaç duyacaktır.Prof.Dr. Sami Şener
İ.T.Ü. İşletme SosyolojisiKaynak: Şamil İslam Ansiklopedisi, Gerdek Gecesi, 3.ciltEvlilikte Cinsel HayatCima, kadınla erkeğin cinsi temasta bulunmasıdır. İslamiyet, müminleri evlenmeye teşvik etmiştir. Evlilik sayesinde cisi arzular tatmin edilir, iffet ve namuz korunur, neslin devamı mümkün olur.İslam’a göre cimâ’ın da bir takım adabı vardır. Bunlar; birleşmeden önce euzü-besmele çekmek; örtü altında olmak; kıbleye karşı olmamak; aybaşı halinde yapmamak, dübürden sakınmak, kadına yumuşak davranmak; o da ihtiyacını giderinceye kadar terketmemek; ikinci defa ilişkide bulunacaksa eteğini yıkamak; gecenin başlangıcında ilişkide bulunacaksa uyumadan önce yıkanmak, hiç değilse abdest alıp öyle uyumak; sevgi ve ilgiyi artırıcı hareketlerde bulunmak.Cenab-ı Hak buyuruyor:

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah’tan korkun, biliniz ki siz O’na kavuşacaksınız.  müminleri müjdele!.(Bakara Suresi :223)
İslam cinsi arzuların meşru yoldan giderilmesini ister. Kadına dübürden yaklaşılma  yasaklanmıştır.Cenab-ı Hak buyuruyor:

Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan  kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe  edenleri de sever, temizlenenleri de sever.“(Bakara Suresi :222)”
Bu bildiğimiz tenasül yoludur. Arka yoldan yaklaşmak doğru değildir.Peygamber  Efendimiz buyuruyor:

Hanımına arka yoldan yaklaşan kimse lanete uğramıştır.
Erkeğe veya veya kadına arka yoldan  yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” Eşler arası dahi olsa anal ilişki livata olarak adlandırılmış ve yasaklanmıştır. (2)
Son yüzyıllarda Batı dünyasında slogonlaşan cinsi  serbestli akımı, bir çok sapıklığın, doğal olmayan ilişkileri iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınmayan hastalıkların, ruhi bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri  zarar görmeye başlamıştır. İnsanların cinsel ihtiyaç ve isteklerini gayrimeşru yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni  ticari faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tatminsizliklerde de bu dış yayın ve telkinlerin önemli  payı vardır. (2)Cinsi münasebetten sonra gusletmek farzdır.Not: Konu ile ilgili geniş açıklamaları Türk Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar Merkezi tarafından basılan 2 ciltlik “İlmihal” isimli  eserden okuyabilirsiniz.CİNSEL EĞİTİM NASIL OLMALIKADIN VE ERKEK… ‘Her birinin kendisine has cinsel özellikleri vardır. Ergenlik çağı ile birlikte zirveye çıkan cinsel ihtiyaçlar, cinsel problemler, evlilik ve aile, evlilikte cinsel hayatın tatminkâr olması için uyulması gereken kurallar, hamilelik ve doğum, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığı, müstehcenlik ve muzır neşriyat, toplumda kadın erkek ilişkileri…’Bütün bunlar insan cinsî hayatının ana başlıklarıdır.Cinsel konuların akıl almaz istismarlara konu yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz.Bir tarafta cinsel hayat ayıplarla örtülü bir tabu olarak görülüyor… Öbür yanda, bütün mahremiyet sınırlarına meydan okuyan bir teşhircilik furyası yürütülüyor… Bu tezat tablosundan ortaya çıkan sonuç: cinsel hayatta tam bir anarşi hüküm sürüyor. O halde, dinî kaynaklara ve çağdaş ilimlere dayanarak yapılacak bir cinsel eğitim ihtiyacı ihmale gelmeyecek kadar âcil olmaktadır.Cinsî konuların insan hayatındaki yeri nedir? Cinsel hayat hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir? Medyanın olumsuz bombardımanından nasıl kurtulacağız? Doğru olan nedir? Neler yanlıştır? Sevap, ayıp, günah kavramları en doğru şekilde nasıl anlaşılacaktır?..Cinsellik hayatımızın bir parçasıdır. Yüce Kitabımızda da şöyle buyrulmuyor mu? İnsanlar iki ayrı cins olarak, ‘erkek ve dişiden’ yaratılmıştır. Bir çok ayette eşler arasındaki münasebetlerin biyolojik ve psikolojik boyutlarına işaret edilmiştir.Yaradılışımıza yerleştirilen çok önemli bazı temel ihtiyaçlar vardır: Beslenme, barınma,uyku ve cinsellik gibi…‘Şehvet’ olarak adlandırılan cinsî arzu (libido, cinsel haz) kadınla erkek arasında yaratılan birbirine yakın ve beraber olma ihtiyacının biyolojik temellerinden biridir.Rum suresinin 21. ayetini dinleyelim: ‘Yine O’nun delillerindendir ki, size kendi cinsinizden, kendilerine meyil ve ülfet edeceğiniz eşler yarattı. Aranızda merhamet ve sevgi koydu. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için, ibret alınacak çok deliller vardır.’Bediüzzaman, İşârât-ül İ’caz adlı eserinde, nefis bir duygusal yorum yapıyor:‘İnsanoğlunun en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrete düşen veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.’Her bir hücrenin mikrokozmik seviyede, elektronlarına kadar, en ince bir plan dahilinde her türlü ihtiyacını mükemmelen karşılayan Vücut Sarayının Sahibi insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını da belli nizamlara bağlı kılarak karşılamıştır. Dinimizin bize kazandırdığı iki temel ölçü olan helâl ve haram kıstaslarına göre kurulan bu nizam, insanın her bakımdan huzurlu olmasının şartlarını sunmaktadır.Madem insanlarda cinsî ihtiyaçlar, arzular yaratılmıştır. Kadın erkeğe, erkek de kadına eğilimli kılınmıştır. O halde aile hayatı ortamında bu duyguların meşru bir şekilde karşılanması, sağlıklı ve vazgeçilmez bir husustur.Dinimizde evliliğe büyük önem verilmiş, cinsel hayatı düzenleyen emir ve yasakların büyük çoğunluğu da bu temel ölçüye göre belirlenmiştir.Zinanın, homoseksüelliğin, evlilik içinde cinsel hayattan çekilmenin, kısırlaşmanın, şehvetle bakmanın vs… yasaklanması, cinsî duyguların meşru yoldan, evlilik hayatı içerisinde tatminine dönük prensiplerden bazılarıdır.Helâl ölçülerdeki cinsel yakınlaşma ibadet sınırları içerisinde değerlendiriliyor. Zira cinsel ihtiyaçlar kulluk bilinci içerisinde, emredilen prensipler doğrultusunda karşılanması huzur ve mutluluğun en önemli şartlarından biridir.Cinsel hayattaki sapmaların insanları ne gibi tehlikelere maruz bırakabileceğine sanırım AIDS iyi bir örnektir.Cinsel eğitim şart mı? İslam’ın emir ve yasaklarını öğrenmek, büluğ çağından itibaren aklı başında olan her Müslüman’a farz ve şart değil midir? Elbetteki bir kısım ibadetlerin sıhhati, bu bilgilerin bilinip yaşanmasına bağlıdır. Gusül abdestinin hangi hallerde zorunlu olduğunu kavramadan ibadet hayatı sağlık kazanabilir mi? Öyleyse cinsel bilgiler de doğru kaynaklardan öğrenilmelidir.Çocuklar cinsel farklılıklarını daha iki, üç yaşından itibaren sezmeye başlarlar. Bildiğimiz anlamdaki cinsel ‘bilinç’ ise ancak büluğ çağı ile birlikte yerleşmeye başlar.Aslında cinsel terbiye ve eğitim doğumla başlamalıdır. Kılık kıyafetten davranışlara, oyun ve oyuncaklara kadar pekçok hususta kız ve erkek çocukları farklı yetiştirilmelidir. Hz. Hasan’ın doğumunda sarıldığı sarı giysiyi Efendimiz beyaz bir giyecekle değiştirmiş, renk ayrımının önemine dikkat çekmiştir.Cinsel terbiye çocukların büyüyüp gelişmesine göre yoğunlaşan bir seyir takip eder. Kızların anneleri, erkeklerin babalarınca eğitilmeye başlamaları en uygun olanıdır.Eğitimin amacı çocuğun cinsine has davranışları normal ve sağlıklı şekliyle kazanmasıdır. Çocuktaki normal gelişme seyri dikkatle izlenmeli, sorularına kaçamaklar, ve yanlış sapkın yorumlar yerine, tatmin edici cevaplar verilmelidir. Azarlamak, baştan savmak zarar vericidir.İbadetle ilgili cinsel bilgilerin verilmesinde geç kalınmamalıdır. Namaz ve orucun gerekleri öğretilirken bu bilgiler verilebilir. 6-7 yaş civarı uygundur. 7 yaşında, en geç 10 yaşında çocukların yatakları, odaları ayrılmalıdır.En hassas dönem büluğ çağı: Bedenlerdeki farklılaşma ve duygu dünyalarındaki değişmeler, ana, babaların onlarla ciddi bir şekilde konuşmalarını, yol göstermelerini gerektirir. Artık çocukluktan çıktıkları, yetişkin birer genç kız veya delikanlı oldukları, bedensel ve ruhsal gelişmelerin onlara yüklediği sorumlulukların gereği anlatılmalıdır. Karşı cinsle ilişkilerin düzenlenmesi, cinsel hayatlarında nelere, nasıl dikkat edip, yasaklardan kaçmaları benimsetilmelidir. İnce ayrıntılara girmek yersizdir. Ancak evlilik hayatına ait meşru bilgilerin sapık, yanlış, kulaktan dolma, art niyetle piyasaya sürülmüş tehlikeli, zararlı ‘cinsel eğitim’ yayınlarıyla karşılanmasının önüne geçilmelidir.Hadislerde belirtilen, meşru ölçüler içindeki cinsel hayat, Allah’a kulluğun bir yoludur. Sünnete uygun yaşayanın her konuda olduğu gibi cinsel konularda da başı ağrımaz.Aile ortamında ananın kızına, babanın oğluna samimi bir havada doğru bilgileri sunması niçin ayıp olsun ki?.. Allah hakkı öğrenmede haya etmemizi emretmiyor ki..Dengeli ve istikametli bir cinsel hayat huzurun, mutluluğun yollarından biridir.Utanma duygusundan arındırılmış bir hayat anlayışının her fırsatta yaygınlaştırılmaya çalışıldığı, cinsî enerjiyi çizgi dışına kaydırma gayretlerinin olumsuz atmosferinde, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için geç kalmış sayılmayız. Böylece dünyayı cennete çevirecek huzur ve saadetli aile ortamı yüzümüzde güller açtırır. El İle Doyum - Masturbasyon - İstimnaMasturbasyon, el ile tatmin denen bu olay, kişinin cinsel organı ile oynamak suretiyle doyuma gitmesidir. Bu adet genellikle 13-15 yaşlarındaki erkek ve kızlarda görülür. Değişik sebeplerle bu yaşın üzerindekilerde daha az görüldüğü ileri sürülmektedir. Cinsel organın el veye ne olursa olsun, herhangi bir cisme sürtünmesi veya göğüslerinde yahut göğüs uçlarında ve diğer cinsel bölgelerde sıkıştırma ve benzeri baskılarla yapılan  bir uygulamadır. Maksat orgazm olmaktır.Hristiyanlık da Masturbasyon * 4VII. yy’da Canterbury’li Thedoros erkek ve kadının mastürbasyonu gibi ahlak suçları işleyenlere muamele konusunda bir tövbe yayınladı. XIII. yy.’da Thomas Aquinas cinsel sapkınlıklar arasında mastürbasyonu da sayıyor, bu eylemi mantığa aykırı buluyordu. Üremeye katkı  sağlamıyordu.  Bu yüzden ensest, zina ve tecavüzden daha yanlıştı.Erkek mastürbasyonunun dehşeti bugün hala Roma Katolik Kilisesi’nin cinsel ahlak kılavuzlarında yer almaktadır ve “ciddi bir rahatsızlık” olarak nitelendirilmektedir. Bunun sebebi, kısmen değerli meninin “yanlış kullanımı” ve “ziyan olmasıdır”. bununla beraber kadın mastürbasyonu göz ardı edilmiş veya önemsenmemiştir.Denildiğine göre mastürbasyon, “Kutsal Kitap’ın bu günahı açıkça, ismiyle kınadığı kanıtlanmasa bile”, 1054 tarihli  bir karardan bu yana “ciddi bir şekilde hastalıklı bir eylem” olarak görülmüştü. Gayri meşru sayılıyordu, çünkü “bütünüyle gerçek sevgi  bağlamında karşılıklı kendini vermenin ve insanın ürmesinin anlamından” yoksundu.XVI. yy.’a kadar erkek menisi “neredeyse insan” olarak görülüyordu. Mastürbasyon, gece kirlenmesiyle meninin harcanmasından korkuluyordu.İslam da Masturbasyonİslam alimlerinin bazıları evlilik dışı her türlü cinsel doyumu haram saymışlardır. Delil olarak da şu ayetleri göstermişlerdir:
“Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.” (Müminun Suresi : 5-7) “Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.” (Mearic Suresi 30-31) İslam alimlerinin çoğunluğu, buradaki aşırı gitmeden, evlilik dışında başka bir kadınla birleşmeyi anlamışlar ve elle doyumu bu birinci derece haramlar arasında saymamışlardır.

Allah Resulu  şöyle buyurur:
“Cinsel organıyla oynayan bir millete Allah azab etmiştir.”

“Elini nikahlayan mel’undur”
“Elle boşalan lanetlidir” Bu hadis-i şerif kesin bir hükümle, masturbasyon olayını yasaklamaktadır. Ancak İslam alimlerinden bazıları bu hadisin, sahih hadis kitaplarına girecek kadar sağlam senetli olmadığı için, helal-haram bağlamında delil olamayacağını savunurlar. Bazı Hanefi ve Hanbeli alimleri eşi olmayan  birinin, alışkanlık haline getirmemek şartıyla bu sıkıntısını giderebileceği görüşündedirler. Ancak bu sadece bir zaruret kapısıdır. Zina tehklikesine düşmemek ve çok fazla zihni meşgul etmemek  içindir. Asıl olarak helal değildir. Bunu hiçbir İslam alimi  savunmamıştır. İki tercih arasında kalan bir müslüman zararı daha az olanı tercih etmelidir. Bu bir fıkıh kuralıdır. Eğer  bir müslüman, zina yapabilecek kadar kontrolünü kaybetmişse, daha hafif olan bu yolu tercih eder ve zina tehlikesinden kendisini kurtarır.        Bu konudaki görüşler:

Keyfi olarak şehvetini gidermek için el ile menisini  getirmek haramdır. Ancak şehveti kendisine galebe çalıp da karısı veya cariyesi bulunmazsa, şehvetini teskin için bunu yaptığında günahkar olmayacağı umulur.(İbni Abidin)
Böyle bir kimse zina edeceğinden korkarsa, el ile meni  getirerek şehvetini teskin etmesi vacip olur. (Ebu Leys)
Şehveti galebe çalar da, onu teskin için yaparsa cezalanmaması umulur. (Fethu’l-Kadir)
Şafi ve Maliki mezhebine göre zevcenin elinde mastürbasyon etmesinde bir sakınca yoktur. (Mürşit 4, İlmihal)
Çok az fıkıh aleminin  kadınlar konusunda bu konuya değindiği genellikle erkeklerle ilgili  bu konunun ele alındığı, bu konuya değinenlerden Mücahid şöyle demiştir: “Bundan önce geçmiş olanlar genç erkeklerin istimnadan uzak kalmalarını emrederdi.. bu konuda kadının durumu ile erkeğin durumu arasında fark yoktur”.        Masturbasyon’un İslami hükmü konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır.

Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebine göre masturbasyon haramdır.
Hanbeli mezhebine göre ise, zina korkusu olduğu zaman mübah olur, değilse haramdır.
Bu şartlar gözönünde bulundurulacak olursa, elle boşalmanın hükmünü herkes vicdanında daha iyi verebilir. ancak insan fıtratı bunu hoş karşılamaz: yaptıktan sonra pişmanlık duygusu gelen bir fiilin kesin olarak helalliğine hiçbir müslüman inanmaz ve bu yolu çözüm olarak göremez. Haramlar bellidir. Helaller bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. En güzeli  bunlardan uzak durmaktır. Niteki tıp otoriteleride aşırı alışkanlık haline getirilen masturbasyonun ruhi  ve fizyolojik zararlarını ortaya koymaktadır.         Hafta’da bir defayı aşan istimnanın yol açtığı zararlar hakkında doktorlar şunları söylemektedir:   * 6

Bez ve sinirler üzerinde bitkinlik meydana getirir. Çalışan unsurlar iltihaba uğrar ve yavaş yavaş mahvolur.
Alışkanlık kazanıldıktan sonra terk edilmesi zordur. Bu yüzden bu kimseler evlenemezler. Evlenmiş olsalar bile bu fena alış kanlığa devam ederek devam ederek boş yere sinirleri yorarlar.
Tenasüli  Nervasteni (Sinir Yorgunluğu) oluşur.
Tenasüli nervasteni genel nervasteni ile karışır:
Hafıza ciddi şekilde zayıflar
Vücut ne bedeni ne de fikri  görev yapamaz hale gelir.
Şiddetli  başağrıları, uykusuzluk,çarpıntı, iştahsızlık vücudu edeta yıkar, kuvvetten düşürür, zayıflatır.

Kaynaklar:
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
2) Müslüman Kadının Fıkıh Kitabı, İbrahim CEMEL
3) Şamil İslam Ansiklopedisi
4) Dünya Dinlerinde Cinsel ahlak, Geoffrey Parrinder, Say Yayınları, 2003
5) Mürşit 4,
6) Evlilik ve Aile Hayatı, A. Aydın