BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR. Timur GÜZEL

Ana Sayfa Bayburt İlçeler Haberler Sanatçılarımız B69 Group Yorum/Eğlence İslamiyet İletişim
 
 


BAYBURT’TA MAHALLE ODALARININ KURULUŞ AMAÇLARI, KÜLTÜREL ETKİNLİKLERİ, TARİHİ GELİŞİMİ VE BU GÜNÜ

Eski Türklerde ölüm; gerçekleşmesi gereken ilahi bir iş olarak kabul edilirdi. Ölüm, nefesin kesilişi, nefesin bedenden bir kuş gibi uçup gitmesi  olarak görülürdü. 
Ölenlerin kefenlenerek gömülmesi geleneği ve ardından “ÖLÜ AŞI” denilen ziyafetlerin verilişi adetleri vardı.
Eski Türklerde “YUĞ” törenlerinin önemli bölümlerinden birisi de ölenin hatırasına “AŞ VERME” dir. Kaşgarlı Mahmut’un  Divan-ı Lügat-ı Türk’te “YOĞ, YOGLA, YOGBASAN” kelimeleriyle ifade edilen ölü aşı vermeye Türklerin önemli vazife saydıkları belirtilmektedir.
Türklerin İslam dinini kabul etmeleriyle söz konusu örf ve adetler daha da güzelleşip gelişmiş  ve kendini yenileyerek günümüze kadar intikal etmiştir.
Azeriler ölen için ağıt değil ağı yakar yuğ düzenler!
“Eski devirlerden başlayarak Azerbaycan’da ölen adama, onun ailesine hürmet ve saygıyla yaklaşmışlar, ölene şiir diliyle, bayatıyla ağlamışlardır. Ölenin üstünde okunan  manzumelere AĞI denir.
Ölüye şiirler okuyarak ağlamanın çok eski bir tarihi vardır. Bu konuda E.Hakverdiyev ‘Eski Azerbaycan’da ölen kahramanlar için ağlama bir Âdet olmuştur. O gün halk bir yere toplanırdı. Bu toplanmaya yuğ diyorlardı. (Yuglamak-ağlamaktan gelmektedir.) Toplananlar için ziyafet verilirdi. Özellikle çağrılan Yuğcular ise ikitelli kopuz çalıp oynuyordu.
Yuğcu kahraman için ağıt söylemeye başlıyordu. Toplananlar da bu ağıta iştirak ederek hüngür hüngür ağlıyordu. Daha sonra, Azerbaycan Moğollar’ın istilasında kaldığı devirlerde ölüye ağlamak, cenazesi üstünde saç yolmak, şivan koparmak âdeti gittikçe yeni şekiller almaya başladı.
(Erdoğan Altınkaynak, Azerbaycan Türkleri Kayseri Avşarları ve Araplarda Ağıt Söyleme Gelenekleri İle Bunların Mukayesesi, Türk Dünyası dergisi, Sayı 21, Yıl 2001)  
Bu tarihi bilgileri verdikten sonra şimdide Türkiye ‘de yalnız Bayburt yöresinde düzenlenen  Cenaze Merasimlerini ve bu merasimlerin düzenlendiği Bayburt Odalarını detaylı bir şekilde tanımaya çalışalım.
Bayburt  Odalarının  Tarihi
Bayburt’u diğer illerden ayıran en büyük özellik; köylerde köy odaları, merkezde de mahalle odalarıdır. Bu adet Türkiye ‘de yalnız Bayburt’ta geçmişten geleceğe bir kültür mirası olarak devam etmektedir.
Odalar ilk kuruluş yıllarında; varlıklı, durumu yerinde olan ailelerin çevrelerindeki ailelerin olabilecek cenaze, nikâh, düğün, kahve içme, boş zamanlarda toplantı-eğlence gibi amaçlarda kullanılmak üzere yaptırmış oldukları, insanların  ihtiyaçlarını karşılayabilen sade büyük odalar olarak görev yaptıkları görülür.

Tarihi akışı içerisinde kültüründen, örf ve adetlerinden ödün vermemiş ender illerimizden birisi olan Bayburt ‘un  eskilerdeki odalarını, bu odaların işlevlerini ve yöre kültüründeki önemini aktarmaya çalışalım.
Odaların  eski Bayburt tarihinde birer kültür merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Buralarda yapılan etkinlikler (cenaze, kahve içme vb. hariç) yıl boyu özellikle de kış mevsimi ile ramazan aylarında yapılırdı. Buda yöre insanının kış aylarında boş zamanlarının daha çok bulunmasından kaynaklanırdı.
Geçmiş dönemlerde insanlar; yolculukları esnasında vasıta olarak malumunuz hayvanları (Kış aylarında atlı kızak, yaz aylarında atlı araba veya sade binek atı) kullanırdı. Yolcular gittikleri köylerde misafir kalacaklar ise ağırlamak için hazırlıklar yapılırdı. Misafir gittiği hanenin odası yok ise başka bir komşunun odası  açılırdı. Konuk ve binek hayvanı en iyi şekilde rahat ettirilerek memnuniyetleri sağlanır, misafirin her türlü ihtiyaçları oda sahibi tarafından  karşılanırdı. Bu gelenek  şehir merkezinde gerçekleşse de daha ziyade köylerde uygulanırdı. Köylerde otel gibi konaklama yerlerinin bulunmaması böyle bir geleneği zorunlu kılmıştır.

Bayburt odalarında nelerin yenilip içildiğine  geçmeden önce birde odaların  oturma adap ve düzenine göz atalım. 

Odaların Mimari Özellikleri

Odalar  genellikle, 100-150 m2. ‘lik olarak tasarlanıp inşa edilir. Geçmişten günümüze intikal eden odalar ise bugünkü odalardan daha ziyade küçüktürler. Odanın  dört çevresi yerden yaklaşık 50 cm. yükseklikte, 60-70 cm. genişliğinde tahtadan yapılmış, üzeri halı ile örtülü, halının üzerinde de içi yünden doldurulmuş şilteler bulunan ve sırt kısmında ise üzeri halı kaplı ve içi otla doldurulmuş yastıkla     çevrili Makat ‘la (oturma yeri) çevrilidir.
Oda duvarları genellikle sade veya birkaç ayet yazılı çerçeve ile kaplıdırlar. Odaların tavanları ahşap ters tavan kaplamalı olup, taban yörede kış aylarının ağır geçmesi nedeniyle ahşap üzeride halı ile örtülüdür. Tamamında olmasa da bazı odalarda giriş kapısının yanlarında duvara gömülü şömineler bulunurdu. Buralarda semaver çayı ve kahve pişirilir.
Odada oturanların zamanı takip edebilmeleri için kurmalı saat genellikle her odada bulunurdu.  Konak odasının kapısı karşısındaki makatın karşısına genellikle misafir oturtulur bu şekilde onurlandırılırdı. Diğer insanlar ise toplumun yaşlı insanlarından başlamak üzere kapıya doğru sıralanırdı. En gençler ise giriş kapısının yakınında otururlardı. Hizmetleri konak sahibinin görevlendirdiği kişiler veya gençler yaparlardı.

Odalar Dönemin Kültür Merkezleridir

Odaları  geçmişte birer kültür merkeziydiler. Çünkü yöre insanı; bu odalarda  bir araya gelerek sevincini, kederini  paylaşırdı. Aşıklar, (saz çalarak söyleyen ozan) türkülerini, koşmalarını, taşlamalarını buralarda sergilerdi. Ozanlar, beyitlerini buralarda dinleyenleriyle baylaşırdı.     

İnsanlar uzun kış gecelerinde vakitlerini geçirmek için; Köroğlu ‘nun, Battal Gazi ‘nin, Kerem ile Aslı ‘nın, Tahir ile Zühre ‘nin, Ferhat ile Şirin ‘in destanlarını buralarda okur, buralarda dinlerdi. Gençler toplumda nasıl oturulup-kalkılacağını, nasıl konuşulacağını, büyüklerin yanında nasıl hareket edileceğini buralarda öğrenirdi.
Halkın sanayi toplumu yerine tarımcılıkla uğraşması ve günümüzde olduğu gibi kitle iletişim araçlarının  olmaması; o günün  insanını kendi  aralarında düzenledikleri kültür ağırlıklı bazı etkinliklere yöneltmiştir. Bu etkinlikleri şöyle sıralayabiliriz.
Masalcılar, Dini kitap Okuyucuları, Kahramanlık Kitabı Okuyucuları, Meddahlar, Şairler, Aşık Atışmaları (Sazlı, Sözlü) Mani Atışmaları  yapılırdı. Bu etkinlikler izlenirken yenilir, içilir, hoşça vakit geçirilirdi.
Odalarda genellikle kış aylarında  fincan altında yüzük, tukara, gurup ateş, kabak, herkes benim gibi olsun gibi oyunlar oynanılarak boş zamanlar değerlendirilirdi.    
Ayrıca köylerde erkek sağdıç geceleri de bu odalarda düzenlenir. Köy gençleri damatın başında çeşitli oyunlar oynayarak eğlenilir.

  

Odalarda Kış aylarında Yenilip-İçilenler

Dilerseniz birde bu odalarda eğlencenin yanı sıra nelerin yenilip-içildiğine bir göz atalım. Odalarda gençler vakit geçirmek için oyun oynarken bir yandan da tel helvası çekilir. Kuzu, koyun, koç kesilerek ziyafetler verilir.
Patatesin küçüğünden “FIRIÇ” güveçte  susuz olarak tandırda pişirilir ve tuzlanarak yenilir. Yaban armudunun küçüğü olan “AĞLAT”  yaz aylarında ağaçlardan toplanıp ipe dizilerek kurutulur ve bunlar kışın güveçlerde su ile haşlanarak  yeniden tazelikleri sağlanılır ve odalarda tüketilir. Mısır ve buğday hedigleri yenilir. Buğday ve yarma (kabuğu  alınmış buğday) saçlarda kavrularak çedene  eşliğinde (KAVURGA)  yenilirdi. Çiğ nohutlar kavrulup kuru üzüm katılarak yenilirdi. Ekşi elma (yaban elması) kurutulmasıyla elde edilen yöresel adıyla (kağ) muşmula turşusu, elma turşusu, kelem (lahana) turşusu, içli kete, hurma gibilerini sayabiliriz. Yaz mevsimlerinde meyve yenilir, ayran, çay, kahve  gibileri de içilirdi.

Günümüzde Bayburt Odaları

Bayburt’u diğer illerden ayıran en büyük özellik; köylerde köy odaları, merkezde de mahalle odaları olduğunu ve bu geleneğin Türkiye ‘de yalnız Bayburt’ta devam ettiğini vurgulamıştım. 
Günümüzde Bayburt Odaları; eskilerde olduğu gibi boş zamanların değerlendirildiği, hikayelerin, masalların okunduğu faaliyetleri sürdürüyor olmasa da, amaç itibariyle daha teferruatlı bir şekilde hizmetlerine devam etmektedir. Dilerseniz önce günümüzdeki odaların mimari yapısına bir göz atalım.
Bir Bayburt Odası; oturma salonu, cenaze yıkama (Gasil Odası) odası,  Mutfak, Yemekhane, Çay Ocağı,  Kütüphane, Yatakhane, İdare odası ve Kur-an  okuma eğitiminin verildiği oda  gibi bölümlerden genellikle oluşmaktadır.
“Bayburt Odaları çok ihtişamlı ve bakımlı odalardır.” demek abartı olmaz. Tabanı  halı, duvarları uygun çerçevelerle ancak sade bir şekilde düşeli, dört bir çevresi üstte de anlattığımız makat ‘la çevrili, makatın üzeri ve sırt kısmı  kadifeden  döşenmiştir. Odanın uygun köşesinde kütüphane bulunur.  Isınma kaloriferli olup, bu sistem camiyi de kapsamaktadır. Sobalı odalarda hala bulunmakla birlikte Bayburt Odalarına  modern odalar diyebiliriz.    

Kahve İçme Törenleri

Buralarda nişan öncesi sözü kesilen gençlerin mahalleye duyuru, ilan özelliği taşıyan ve yöresel tabirle kahve içme  diye adlandırılan törendir. Bu toplantıya bütün mahalle davet edilir. Toplantı kız tarafının oturduğu mahalle odasında gerçekleşir. Ancak, erkek tarafı da kendi ikamet ettiği yörenin insanlarını da bu merasime davet eder. Bu merasimdeki bütün masraflar erkek tarafına aittir. Kahve içme nasıl gerçekleştirilir birde buna göz atalım.
Gerek erkek ve gerekse kız taraflarının aileleri davetiye ile duyuruda bulunularak   kahve içme merasimine davet edilirler. Davetiyelere kız ve erkek babalarının adları, mahalle odasının adı, tarih ve saat yazılır. Erkek tarafı farklı mahalleden ise otobüsler tutarak davetlilerini misafir olacağı mahalle odasına kadar götürmek üzere kendi mahalle odasında toplanılır. Buradan kahve içmenin olacağı mahalle odasına varılır. Bu  merasimlerde odalar   büyük katılımlara sahne olur. Deyim yerinde ise odada iğne atsan yere düşmez. Günümüzde mahalle odaları 150-200 m2. olarak inşa edildiğini göz önüne alırsak katılımcı sayısını varın siz hesaplayın.
Davetliler tamamlandığında ev sahibi mahallenin muhtarı misafir mahallenin muhtarına;

-Misafir gelmişsiniz. Hoş geldiğiniz sefalar getirdiniz. Başımızın üstünde yeriniz var. Ama sebebi ziyaretinizi de öğrenmek isteriz. Der ve misafir mahallenin muhtarı da;

-Ziyaretimizin sebebi hayırlı bir iş içindir.
-Komşunuz Ali efendinin  kızını komşumuz Hasan efendinin oğluna Allah(cc) ‘ın emri Peygamber Efendimizin kavliyle istemeye geldik der.  Ev sahibi mahallenin muhtarı da;
-Allah(cc) yazmışsa ne diyelim, nasip ise olur tabi.

Ardından gençlerin dini nikahları kıyılır ve dualar okunur. Davetlilere; kolonya döküldükten sonra şeker, çikolata, lokum ikram edilir. Yenilir-içilir sohbetler yapılır. erkek  babasına tepside şerbet gelir. Bu kahve içmenin son noktasıdır artık. Erkek babası şerbeti içer ve peçetenin altına bir miktar para koyarak tepsiyi iade eder. Yapılan bu maddi yardım mahalle odası derneğine bağış olarak kaydedilir.  

Odaların Sevk ve İdaresi

Bayburt Odalarının cenaze törenlerindeki rolüne bir bakmadan önce odaların maddi olarak nasıl ayakta kaldıklarını aktarmak istiyorum. Mahalle odaları genellikle mahalle camisinin en yakınına inşa edilmektedir. Her mahalle odasının kendi adını taşıyan bir de derneği mevcuttur. Dernek yönetimleri yalnız odanın değil mahalle camisinin de masraflarını, tamir tadilatını üstlenir. Peki bu dernekler parasal kaynağı nereden elde ederler.
Evet dernekler mahallede tapulu evi olup ikamet eden  her hane reisini üye olarak kaydeder. Her haneden sadece hane reisi derneğe üye olur. Babadan ayrılmış evlatlar yeni bir hane ise o ayrı bir hane olarak üye olur. Her üye dernekçe belirlenen yıllık aidatını ödediği gibi isterse aidat dışı bağışta da bulunabilir. Şuan Bayburt ‘ta yıllık en az 25 YTL. en fazla 50 YTL. yıllık aidat verilmektedir. Bu aidatların dışında önceden de belirttiğimiz gibi düğün gibi etkinliklerden de derneğe gelir gelmektedir. Birde hayırseverlerin bağışlarıyla bütün bu çalışmalarını dernekler sürdürmektedir.  

Cenaze Törenleri

Bayburt Odalarının belki de en önemli işlevlerinden birisi,   ebediyete  intikal eden merhum ve merhumelerin cenaze törenlerinin yapıldığı mekanlar olarak kullanılmasıdır diyebiliriz. Bayburt Odalarının Türkiye ‘de benzeri bulunmadığı gibi cenaze merasimleri de Ülkemizde yalnız Bayburt ‘ta Bayburt Odalarında yapılmaktadır. Bayburt ‘lu bu kültürüyle ne kadar övünse yinede azdır.
Mahalle sakinlerinden birisinin ebediyete intikal etmesiyle mahalle derneğinin görevi başlar. Bayburt göç veren bir il olduğu için her ailenin yarıdan çoğu il dışında ikamet etmektedir. Öncelikle merhumun yakınlarına haber ulaştırılır. Aile bireylerinden cenazenin intikal edeceği mezarlık tespitinden sonra mezarın kazdırılması başlatılır. Oda açılarak gerek cenaze yakınları ve gerekse mahalle halkının odaya toplanması sağlanır. Diğer yandan Belediye hoparlörlerinden anons yaptırılarak cenaze namazının kılınacağı cami ve defnedileceği mezarlık duyurulur.
Odanın mutfağında da çıkacak yemeklerin menüleri hazırlanır ve mutfağın aşçısı hazırlıklara başlar. Tüm bu çalışmalar oda yetkililerince ve mahalle muhtarınca yapılır.
Artık mahalle odası; cenaze sahipleri, mahalle eşrafı ve şehir halkıyla dolup taşmıştır. Merhumun yıkanması, kefenlenmesi mahalle odasının cenaze yıkama bölümünde gerçekleştirilir. Bu bölüm bu iş için tasarlanmış, şofbeniyle, mermer yıkama masasıyla kısacası her türlü imkâna sahiptir. Cenaze namazı kılınıp defin işlemi(Bayburt’ta önceden cenazeler mezara kadar tamamen omuzlarda taşınırdı. Ancak, günümüzde bu cenaze aracıyla yapılmaktadır.)  gerçekleştirildikten sonra cemaat tekrar odaya gelir. Odalar bu andan itibaren kalabalık  ziyaretlere sahne olur.

Ahrete İntikal Defteri

Mahalle odalarında 1980 ‘li yıllardan sonra  ahrete intikal edenlerin  listesinin bulunduğu defterler tutulmaktadır. Bu defterde ölen kişinin adı, soyadı, çocuklarının isimleri, ölüm tarihi ve sebebi gibi bilgiler yer almaktadır.

Taziye Ziyaretleri      

Bayburt Odalarında taziye ziyaretleri genellikle kısa olur. İnsanlar genelde bu ziyaretleri 3-5 kişilik guruplar halinde yaptıkları gibi münferit olarak ta yaparlar. Gurupta genellikle kuran okumasını, dua etmesini bilen bir kişinin bulunmasına dikkat edilir.
Odadan içeriye giren kişi “Selamün Aleyküm” diyerek  uygun bir yere oturur. Odada bulunanlar ise “Aleyküm Selam” dedikten sonra gelen şahısa “Merhaba” derler. Odaya yeni  gelen şahısta herkese hitaben “Merhaba, ceddinize rahmet” der.    
Odadan çıkmanın da bir adabı vardır tabi. Pek münferit olarak oda terk edilmez. Çıkacak gurupta  ezbere Kur’an-ı Kerim ‘den ayet okumasını bilen kişi önce  ayeti okur ve ardından güzel bir dua eder. Daha sonra da merhume/merhumeye  Allah(cc) ‘tan rahmet  yakınlarına da sabır ve başsağlığı dileyerek oda terk edilir. Ayrıca, münferit olarak ta dualar edilir. Kişi; “Cümle geçmişlerimizin ve merhumun ruhu için el Fatiha” der.  Bu şekilde bir gurup odayı terk ederken  diğer bir gurup gelir. Oda hiç boş kalmaz.  Ancak, odada değişmeyen  bir tek şey var ki; oda, her an  cümle geçmişlerimizin ve dolayısı ile  ölen kişinin ruhuna izafeten  Kur’an-ı Kerim  ve duaların okunması, ellerin semaya açılarak Allah (cc) ‘tan rahmet ve yardım istenmesidir. Odada bulunanlar bu manevi atmosferle huzur bulur, rahatlarlar. Bu iki gün boyunca sabah başlar saat 23.00 ‘lere kadar sürer gider…
Her günün sonunda kapanış merasimi yapılır. Bu o mahallenin camii hocası tarafından önce Kur’an-ı Kerim ‘den ayetler okunur, ardından da dua edilerek yapılır. İmam,  o günkü cenaze merasiminin tamamlandığını, sabah merasime kalındığı yerden devam edileceğini söyler.
Tören boyunca odanın mutfağında pişen yemekler, yine odanın yemekhanesinde iştahla yenilir. Odada gün boyu belirli aralıklarla çay ocağından çay verilir. Ayrıca, son yıllarda göze çarpanda odalara misafirhanelerin yapılması. İl dışından cenazesi için gelen misafirler buralarda kalırlar.       
Üçüncü günü ise mahallenin muhtarı, hocası ve komşular merhumun yakınlarını yapılan kahvaltı sonrası mahalle odasından alarak işyerine kadar götürerek günlük yaşamlarına kaldıkları yerden devam etmesini sağlarlar. 

Ülkemizde yalnız Bayburt yöresine has inşa edilen bu odaların en büyük işlevinin  insanları birlik ve beraberlik içerisinde tutmalarıdır diyebiliriz. Bayramlarda da Devlet ve vatandaş kaynaşmasının en güzel örneği yine bu odalarda yaşanır.

Odalarda Bayramlaşma Merasimi

Bayramlarda Bayburt merkezinde ise bu odaların işlevi, önceden ilan edildiği üzere her bayram bir mahallenin odası açılarak bayramlaşma için hazırlanır.
Bayramlaşmaya kimler katılır diye sorarsanız. Ben kısaca herkes diye cevap verebilirim. Bayburt’un valisi, Belediye Başkanı, Garnizon Komutanı, Jandarma Alay komutanı, Milletvekilleri, Kurum amirleri, Siyasi parti temsilcileri, Sivil toplum kuruluşları, Muhtarlar, ilde görev yapan basın kuruluşlarının temsilcileri, vatandaşlar kısacası herkes katılır diyebiliriz. Burada protokol uygulanmaz. Odalardaki bayramlaşma  yörenin kültür ve  adetleri üzerine yapılır.

Odaya her giren önce selam verir ve odanın sağından sırasıyla bayramlaşarak en sona oturur. Misafirlere  kolonya, şeker ikram edilir. Koyu sohbetlerin sürdüğü bu bayramlaşmada çaylar içilir, tatlılar yenilir. Burada o anda bayram sohbeti hariç hiçbir konu konuşulmaz. Sadece insanlar bayramın güzelliğini, manevi havasını doya doya yaşarlar. Burada küskünler barışırlar, 40-50 yıl birbirini görmemiş insanların, birbirlerine kavuştuğunu, özlem-hasret giderdiklerini görmek mümkündür.

Bayburt Odalarının dününü, bu gününü siz değerli okurlarıma anlatmaya çalıştım. Bütün bu anlatılanları özetlemem gerekir ise; odaların, insanların birlik ve beraberliklerini, keder ve neşelerini paylaştıkları mekanlar olarak niteleyebiliriz.
Dileğim, böylesine güzel adetlerin Ülkemizin diğer illerinde de vücut bulması, uygulanmasıdır. Ancak, şunu da yeri gelmişken ortaya koymak istiyorum. Bayburt  İli göç veren bir ildir demiştik. Yöre İnsanı göç ettiği illerde de aynı örf ve adetlerini sürdürmektedirler.

Büyük şehirlerde olduğu gibi Avrupa ‘da yaşayan  Bayburtlular; yaşadıkları her yerde bu adetlerini sürdürmektedirler. 3-5 Bayburtlunun yaşadığı bir semt görürseniz illaki orada bir dernek kurarak  tıpkı Bayburt ‘ta olduğu gibi örf ve adetlerini sürdürdüklerini görürseniz şaşmayın.     

Bahattin Odabaşı
01.11.2007

Foto:   1  2   3  4   5  6  7   8   9  10  11   12  13  14  15  16   17  18   19  20  21  22